FELSEFE NEDİR? – Aklını Tanı

06 Mayıs 2019 240 views 0
  • Felsefe ile uğraşmanın birinci boyutu, aklın kendisini bilmesidir.
  • Aklın kendisi biyo-akıldır. Biyo-akıl, duygulanma sistemi ile, duyu organları, sinirler ve beyinden oluşan maddi-biyolojik bir yapıdır. Akıl duygulanma ve mantık sisteminden ibarettir. Akıl duygulanarak harekete geçer. Duygulanma sistemi mantık sistemini harekete geçirir.
  • Aklın kendisi duygulardır.
  • Bireysel duyguları ve bireysel duyguların duygusu sonsuz yaşam aşkını tanı. Duygulanma maddi-biyolojik bir süreçtir. Bedenin duygulanma sistemini tanı.
  • Aklın kendisi mantık-matematiktir.
  • Mantık-matematiği tanı.
  • Biyo-akıllar “dil” ile birbirine bağlanarak “toplumsal aklı” oluşturur. Toplumsal akıl her bir biyo-aklın, hem geçmişteki hem şimdiki hem de gelecekteki akıllara dil ile bağlanmasıyla oluşmuş bir sistemdir. Her biyo-akıl bir dil sisteminin içine doğar; dili öğrenirken toplumsallaşır; dili öğrenirken geçmiş akılların bilgi ve deneyim birikimini devralır; yaşamı boyunca kendi deneyim ve bilgi birikimini dile ekleyerek toplumsallaştırır; geçmiş akıllardan dil ile devraldığı ve kendi eklediği bilgi ve deneyim birikimini dil ile gelecek akıllara iletir. Toplamsal akıl da duygulanma ve mantık sistemlerinden oluşur. Toplumsal aklın duygulanma sistemi “sanat”, mantık sistemi de “bilim”dir.
  • Toplumsal akıl dil olarak karşımıza çıkar. Dili tanı.
  • Dil sisteminin yapılanmasını ve hareketini tanı.
  • Dilin içindeki duyguları; toplumsal duygulanma sistemini, yani sanatı ve edebiyatı tanı.
  • Dilin içindeki mantığı, mantık matematiği tanı.
  • Akıl, düşünme eylemi sırasında gözlem, inceleme, deney ve bilgi-işlem araçlarını kullanır. Bunlara kısaca “düşünme aletleri” diyoruz. Düşünme aletleri de toplumsal-akıl kapsamındadır.
  • Aklın kendisini bilmek için düşünme aletlerini tanımalısın. Düşünme aletlerini tanı.
  • Özetle, felsefeyle uğraşmanın birinci boyutu duygularla, sanatla, mantık- matematikle, dille, düşünme aletleriyle uğraşmaktır. Bu uğraşıların kendisi aklın kendisini bilmektir.
  • Felsefe ile uğraşmanın ikinci boyutu, aklın kendisi ile birlikte her şeyi bilmesidir.
  • Aklın düşünme eylemi yaparak, yani hareket ederek, kendisiyle birlikte her şeyi bilmesi “bilim”dir. Bilimi tanı.
  • Felsefe ile uğraşmanın iki boyutunu da birlikte ifade edersek; günümüzde felsefe özetle şudur: sanat, mantık-matematik, dil, düşünme aletleri ve bilim.
  • Günümüzden önceki felsefe, felsefe tarihidir.
  • Felsefe tarihi, aklın kendini bilme yolunda ilerleme tarihidir.
  • Sanat tarihini tanı.
  • Mantık-matematik tarihini tanı.
  • Dilin tarihini tanı.
  • Düşünme aletlerinin tarihini tanı.
  • Felsefe tarihi, aklın hareket ederek, kendisiyle birlikte her şeyi bilme (bilim) yolunda ilerleme tarihidir. Bilim tarihini tanı.
  • Özetle, felsefe tarihini “aklın uzun yürüyüşünü” tanı.
  • Felsefe tarihine mal olmuş düşüncelerle günümüzü açıklamaya kalkma.
  • Felsefe tarihine mal olmuş düşüncelerle günümüzü açıklamaya kalkmak, hacamatla, sülükle, muskayla ya da üfürükle hasta tedavi etmeye benzer.
  • Felsefe tarihi, aklın özgürlüğünü keşif sürecidir. Akıl özgürlüğünü keşif sürecini 4 aşamada yaşamıştır:
  • Thales’e kadar “bilinçsizlik aşaması”
  • Thales (MÖ 624-546) ile başlayan “uyanış aşaması”
  • Descartes (1596-1650) ile başlayan “farkındalık aşaması”
  • Kant (1724-1804) ile başlayan “bilinçlenme aşaması”. Halen Kant’ın açtığı bilinçlenme çağını yaşamaktayız.
  • Bu aşamaların ekseni metafizik olup, sürecin gelişimi, metafiziğin aklın içine alınıp, “fizik”e dönüşmesi doğrultusundadır. Çünkü metafizik bir yanılsamadır; aklın kendisini kendine yabancı bir şey “metafizik alem” saydığı bir yanılsama. Kant’ın “İnsan metafiziği düşünür, ancak metafizik bilme yetimizin dışındadır.” diyerek felfefesinin kenarında muhafaza ettiği metafizik yanılsamanın, halen sürmekte olması nedeniyle, Kant tarafından açılmış çığır, henüz sonuna kadar gelişmemiş, akıl henüz kendini tanımayı tamamlayamamıştır.
  • Hala Hegel’e inananlar var. Hegel’in geist (tin) dediği metafizik nesne; aklın kendisini bilme sürecinde çok önemli bir adımdır. Çünkü Hegel felsefesinde aklın kendisi, kendisine aklın kendisine elle tutulacak kadar yakındır. Öte yandan “Evrenin içinde diyalektik var.” demek, kendi kendine var olan, insan aklının dışında ve “kendinde şey” olarak bir diyalektik varsaydığı için metafizik bir düşüncedir. Diyalektik mantık, aklımızın mantık sisteminin programlarından biri olup, akıl şeyleri diyalektik mantık ile kavrayıp düzene koyar. Bu nedenle, doğaya bakınca, onun içinde -yanılsamayla- gördüğünüz diyalektik mantık, aslında aklın kendisinden başka birşey değildir.
  • Mantıkçı-matematikçiler, mantık-matematiği insan aklı dışında, insana yabancı, kendinde-şey olarak görmektedirler. Mantık-matematik aklın kendisinden başka birşey değildir. Bunun dışında kendi kendine bir mantık-matematik düşünmek “metafizik yanılsama”dır.
  • Fizikçiler uzay-zamanı insan aklının dışında, insana yabancı bir şey olarak görmekte; uzay sonsuz bir boşluk, zaman da içinde her şeyin yüzdüğü sonsuz bir “nehir” olarak düşünülmektedir. Bu düşünce de “metafizik yanılsama”dır. Oysa uzay-zaman insan aklının düşünme formu olup, insan aklından çıkar. Kant’ın deyimiyle “uzay ve zaman aklın gözlükleridir.”
  • Uzayın aklın sonsuz genişleme ve büzülme olanağı, zamanın da bu olanağı kullanarak aklın genişleme ve büzülme hareketleriyle, her şeyi içine alıp, sarıp (geometri) sayması (aritmetik) olduğu düşüncesine ulaşıldığı, yani yüzyıllardır “metafizik alem” sayılan şeyin aklın kendisi olduğu fark edildiği zaman, aklın kendisini bilmesi tamamlanmış olacaktır.
  • Metafizik yanılsamanın iki nedeni vardır. Birincisi, insan aklının bedeninin çok ötesine uzanan sonsuz kapsama ve etkileme alanını görmeyip, hareketi beden ile sınırlı bir sistem olarak düşünmektir. İkincisi ise toplumsal akıl olgusunu yeterince tanımamaktır. Hegel’in geist (mutlak tin) dediği şey, dil ile birbirine bağlanmış biyo-akıllar sistemi olan “toplumsal akıl”dan başka birşey değildir.
  • Aklın kendisi, bedenlerimizin duygulanma sistemi, duyu hücreleri ve nöronları ile dil simgelerinden (ses ve işaret) ve düşünme aletlerinden (mikroskop, teleskop, bilgisayar vs) ibaret olan fiziksel bir yapıdır. Düşünmek de bu fiziksel yapının hareketidir.
  • Aklın kendi kendine harekete geçebilmesi, sonsuz genişleme ve büzülme olanağı ile her şeyi sarıp, inceleyip, gözleyip bilebilmesi ve bildiği şeyler üzerinde egemen olabilmesi aklın özgürlüğüdür. Özgürlük akılda içkindir. Akılda içkin olan özgürlüğü tanı.
  • Sonsöz: Aklın kendisini tanıması tamamlanmadıkça ve kitleselleşmedikçe insanoğlu, kendisi gibi etten kemikten yapılmış ve/veya mitleşmiş “metafizik temsilcilerine” kölece bağımlı olmaya devam edeceği için kendinde -hep- içkin olan özgürlüğü tam olarak yaşayamayacaktır.
  • Sana sunulmuş olan bütün anlam dünyasını, hiçbir gerekçe göstermeden reddedebilirsin, çünkü senin aklın özgürdür. Sen aklının mantık sistemini kullanarak, yepyeni bir anlam dünyası kurabilirsin, çünkü senin aklın özgürdür. Sen kendi pratik yolunu kendi aklın ile kurduğun anlam dünyasıyla aydınlatabilirsin, çünkü senin aklın özgürdür.
  • Son sözün son sözü de şudur: Felsefe yapmak, insanın, aklının özgürlüğünü keşfetmesi ve yaşamasıdır.

MEHMET UYSAL (Ceride-i Mülkiye)

Avatar
Metin BaşaranDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

istanbul escort

istanbul escort

ankara nakliyat

escort istanbul