EVREN ve DÜNYA

15 Haziran 2019 269 views 0

Evrenin üçü uzay, biri zaman en az dört boyutu var ve zamanla mekân birbiriyle bağlantılı. Şu anda evren yaklaşık üç boyutta 13.7 milyar ışık yılı büyüklüğünde ve zaman boyutunda 13.7 milyar ışık yılı yaşında.

Birşey ne kadar uzaktaysa o kadar genç halini görürüz; çünkü ışınımı -rasyasyonu- bize o kadar geç ulaşır. Evreni şu anki haliyle değil, sadece geçmiş haliyle görebiliriz; çünkü yılda yaklasık 10 trilyon km yol kateden uzay gökada ve yıldızların bize ulaşması milyon ve milyarlarca yıl sürer.

Gezegenimizdeki her bir altın kırıntısının kökeni, Güneşimizin doğumundan önce patlamış yıldızlardır. Nikah yüzüğünüzdeki altın, 4,5 milyar yıldan daha yaşlıdır. Dünyamızda yaşamın varlığını mumkün kılan elementler bu yıldız patlamalarının oluşmuştur. kelimenin tam anlamıyla yıldız tozundan yapıldığımızı rahatça söyleyebiliriz. Periyodik tablonun tüm elementleri, kabaca 9 milyar yılı aşan bir süreç içinde bu yolla, peyderpey meydana gelmiştir.

Güneş sistemi haritasını devasa ölçekler kullanmadan çözmek mümkün değildir. Eğer dünyanın bir bezelye boyutunda olduğunu düşünürsek, Jupiter 305 metre, Neptün 1,5 kilometreden fazla mesafededir.

Yaklaşık 4,6 milyar yıl önce Samanyolu Galaksisi’nde bir süpernova patladı ve onun enerjisinden, enkazından yeni bir yıldız, Güneşimiz doğdu. Bunu biliyoruz, çünkü ay taşları ve meteoritler sürekli 4,6 milyar yaşında çıkmaktadır.

Güneşin etrafında ilk zamanlarda, parlayan süpernova kalıntılarından, top bulutları ve pek çok element barındıran gazlardan oluşmuş bir disk dönüyordu. Tüm bu gazsı elementler birbirleriyle çarpıştıkça ortaya, diski şeritlere dönüştüren küçük tanecikler çıķtı. Şeritler içinde orak merkezleri geliştikçe, gezegenler meydana gelmeye başladı. Güneşin çekim gücü bu gezegenlerden ‘iç dörtlüyü” (Merkür, Venüs, Düny, Mars) daha ağır ve kayalık kılarken, dıştakiler (Jüpiter, Satürn, Uranus, Neptün) daha hafif ve gazsı oldular. Ay’dan daha küçüķ Pluton gezegen sayılmıyor; kütlesi Dünya’dan 300 kat daha büyük Jupiter ise yıldız iriliğinde.

Gezegenler başlangıçta eriyik ve gaz halindeydi. Her gezegen kendini kütleçekimsel etkileşim sayesinde kurdu: demir ve nikel gibi ağır elementler çekirdeğe doğru çökerken, hidrojen ve helyum gibi hafif elementler dış katmanları meydana getirdi.

En küçük gezegen olan Merkür, Venüs ve Mars’ta hareket bir milyar içinde bitti, kayalıkların oluşmasıyla. Dört büyük gezegen olan Jupiter, Satürn, Uranüs ve Merkür ise, Güneş sistemini başlangıcındakine benzer bir hareketlilik günümüzde de devam etmektedir. Yanan çekirdiğin etrafında sağlam bir kabuk (kayalık) oluşmasına yetecek kütleçekimsel ve elektromanyetik dengeyi kurmaya sadece Dünya’nın büyüklüğü yetmiştir. Güneş sistemimiz içinde, sadece Dünya’daki kimyasal hareketlilik sürekli değışim halinde devam etmiştir, etmektedir.

Dünya’nın ilk yarım milyon yılı göstaşı, asteroid ve gezegensi yağmurların altinda geçti. Bu erken dönem çarpışmalarının izlerini görmek için Ay’ın yüzeyine bakmak yeterlidir. Ay, küçüklüğünden dolayı iç ısısını çabuk yitirerek soğumuş ve özgün yüzeyini korumustur. Bu erken dönem çarpışmalarından doğan ısının, gece gündü kaynatmaya devam ettiği sıcak çekirdeğiyle Dünya, geriye iz kalmasını engelleyecek ölçüde büyütür.

Dünya, yüzeyinde kayalıkların oluşacağı şekilde soğuduğunda, içinden fışkıran erimiş lavlar, iç yüzeyde şekillenmiş elementleri yüzeye taşıdı ve çoğunlukla metan, hidrojen, amonyak ve karbondan oluşan atmosferi sürekli bir değişim haline soktu. Bu kimyasal çorbayı, devasa elektrik fırınları ve muazzam yıldırımlar karıştırdı. Toprak Ana, yarım milyar yıllık bu kaynaşmanın sonunda, ilk canlı molekülleri doğurmak üzere mola verdi.

Kaynak: Büyük Tarih (Syntia Stokes Brown)

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

istanbul escort

istanbul escort

ankara nakliyat

escort istanbul