BANKACILARA ÇAĞRI

02 Haziran 2019 274 views 0

Son günlerin en çok kullanılan sözlerinden biri “Mağduriyet” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan’ı Seçim kampanyaları bile bu söz bu kavram üzerinden yürütülüyor .

İki taraf da doğrudan ya da dolaylı olarak “En çok ben/biz mağdur oldum(k)” mesajını vatandaşa iletmeye çalışıyor. Vatandaşın da bu konuda az çok bir fikri oluştu elbet. Ama konumuz bu değil.

Konumuz elbette, yine, yeniden, her zamanki gibi bankacılar. Çünkü herkes önce kendi kapısının önünü süpürmeli, kendi sorunlarına sahip çıkmalı, onun mücadelesini vermeli ki ondan sonra başkalarının kapısının önündeki çöplere laf edebilsin.

Biz de kendi çöplüğümüzde ötelim o zaman. Yıllardır içinde olduğumuz, ciğerini bildiğimiz sektörü konuşalım. Bu sektörde yaşanan, yaşatılan mağduriyetlere bakalım. Çalışanıyla, emeklisiyle, emekli olamadan işsiz bırakılmış, performans kurbanı EYT’si ile bu sektörün de kendi mağdurları az değil… Çok. Hatta o kadar çok ki neredeyse olmayanı yok.

Yıllardır yazıyoruz, vazgeçmeye de niyetimiz yok. Çalışanlara yapılan hedef baskısı, mobbing, bezdirerek istifaya zorlama çok yaygın durumda. Yaptığımız haberlerin etkisi ile mail , mesaj, sms ile yazılı mobbingi eskisi kadar yapamaz oldular, konuşurken sözünü tartanlar, kaydeden var mı diye korkanlar var… Yine de saçmalıklar o kadar çok ki biri bitse biri başlıyor. Paramedya’da “Şubeci”nin yazdıklarını okuyoruz, piyasanın durumunu ve Banka bilançolarını Erol Taşdelen’den izliyoruz, Ekonomi yönetiminde yapılan hataları Erden Armağan Er’den detaylıca öğreniyoruz, halkın nabzını, bankalarla olan sancılı ilişkilerinin detaylarını Remzi Özdemir’den takip ediyoruz… Yani bu mahallede olup biten her şeyin farkındayız ve her koşulda “mağdurların” yanındayız. Süt iznini kullanırken işten çıkarılan bankacı da, kredisi için  fazla komisyon ödeyen müşteri de, GMY’den tokat yiyen portföy yöneticisi de, emekli ikramiyesi ödenmeyen sandık emeklisi de, iş bulamayan GMY’si, bakandan fırça yiyen CEO’su, sektörü zaptedemeyen düzenleme ve denetleme kurumu… Hepsi ama hepsi takibimizde. Çünkü burası bizim mahalle.

Mahallenin huzuru uzun zamandır yok, kaçtı.

Önce liyakat bitti, sonra kurumsallık çöktü. Bankaların tepesine olmadık isimler kondu. Bu yönetim anlayışı ile bu mağduriyetlerin bitmesi zor. Kimsenin de seçim hakkı yok. Bankacı işten ayrılsa işsiz, müşteri hangi bankaya gitse hepsinde aynı muamele, emekli 2. sınıf vatandaş görülmeye mahkum. Bu mahallede herkes mağdur. Mağdur olduğu kadar da sessiz ve mağrur. Belki de korkak. Ama ne demiş büyüklerimiz “Artık herkes konuşacak..” Hadi biraz konuşalım artık.

Susmayalım…

Çünkü sustukça bu mahalle daha çoook mağdur olacak. 

Hanife Fişek

Avatar
Hanife FişekDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

istanbul escort

istanbul escort

ankara nakliyat

escort istanbul