ATİNA OKULU – 3

06 Mayıs 2019 470 views 0

İlk Çağ Felsefe ve Bilimine Kısa Bir Yolculuk

Eserin en çarpıcı figürlerinden biri, mervenlerin hemen başında, elini başına dayamış, tek başına düşünen adam görüntüsüyle, Sokrates öncesi yaşamış İlk Çağ filozoflarından Efesli HERAKLİTOS (MÖ 535-475)’tur. Batı felsefe tarihine dinamik bir felsefe sistemi getiren ilk kişi olan Heraklitos, yazdıklarıyla özdeş bir yaşam sürmeye çalıştığı ve uzak kaldığı bu dünyanın hüznü ile düşündüğünden yazılarına melankoli hakim olmuş, bu nedenle “ağlayan filozof” olarak da adlandırılmıştır.

Heraklitos’a göre aynı ırmakta iki kez yıkanamayız. İkinci kez girdiğimizde bu ırmak tamamen başka bir ırmaktır artık; akıp giden sular onu başka bir ırmak yapmıştır. Karşımızda aynı şeyin bulunduğunu sandığımız her yerde durum böyledir. Kalıcı şeyler varmış sanısına kapılmamız, değişimin kuralsız değil belli kural, düzen ve ölçülere bağlılığındandır.

Heralitos için oluş ancak zıtların karşılaşması içinde olur. Oluş değişimi de beraberinde getirir. Bu görüşleriyle “diyalektşğin babası” olarak bilinir. (Ancak Sokrates ve Sofistler de diyalektiği belli ölçülerde kullanmışlardır. Aristoteles diyalektiğin babası olarak Elealı Zenon’u görür.) Felsefe tarihinde adından en çok söz edilen filozoflardan biri olup, görüşleri aralarında Marx ve Engels’in de bulunduğu birçok düşünürü etkilemiştir. Rafaello, Heraklitos’u freske sonradan eklemiştir.

Diojen

Merdivenlerde gelişigüzel uzanmış, yanında bakır su kabı ile elindekini inceleyen yalnız adam Sinoplu DİYOJEN (MÖ 412-323)’dır. Kınık felsefenin öncüsü Diyojen’in içinde yaşadığı fıçısından başka hiçbir varlığı olmamış, medeniyeti reddetmiş, medeniyetten uzak yaşamaya çalışmıştır. Felsefe tarihinde rakipsiz bir zekaya, espri yeteneğine, hiciv anlayışına ve hazır cevaplığa sahip olan Diyojen “Dile benden ne dilersen!” diyen Büyük İskender’e verdiği “Güneşimi kesiyorsun. Gölge etme, başka bir şey istemem.” cevabıyla özdeşleşmiştir. İlginçtir ki İskender’le aynı yıl ölmüştür.

Freskin sağ tarafına geçersek… Aristoteles’in hemen sağında bir taraftarının resmi vardır.

Öklid

Güçlü kompozisyonlardan biri, freskin tam sağındaki, soldaki Pisagor’a paralel olarak bilinçli bir şekilde yerleştirilmiş ÖKLİD (EUCLİDES) (MÖ 330-275) ve öğrencilerinin yerdeki bir tablo üzerinde çalışıken resmedilmesidir. İskenderiyeli bir matematikçi olan Öklid’in adı geometri ile özdeşleşmiş, sadece ilk çağın değil tüm zamanların en önemli matematikçilerinden biri olarak kabul edilmiştir. En büyük eseri “Elementler” 19. yüzyılın sonlarına kadar tüm dünyada ders kitabı olarak kullanılmıştır.

Batlamyus

Eserin en sağında zamanın iki önemli gökbilimcisi Batlamyus (Ptolemaios) ve Zerdüşt (Zoroaster) ile en ünlü iki ressamı Apelles ve Protogenes bulunmaktadır. Batlamyus sırtı dönük, elinde bir yerküre, karşısındaki Zerdüşt ise gökküre tutmakta, yanlarında bulunan iki ünlü ressamdan Apelles resimde seyirciye doğru bakan tek figür olarak yer almaktadır. Batlamyus’a yakın olan figür ise ressam Protogenes’tir.

Yunanlı veya Mısırlı olduğu tartışılan Batlamyus astronomi, matematik, coğrafya ve optik alanındaki çalışmaları içinde en çok astronomi ile tanınmıştır. 100-165 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Dünya merkezli bir Güneş sistemi tasarlamıştır. Evren küreseldir ve Dünya bu evrenin merkezinde hareketsiz durmaktadır. Batlamyus’a göre eğer günlük ve yıllık değişimler Dünya’nın hareketleri sonucu meydana gelseydi, her şey uzaya saçılır, yeryüzü parçalanırdı. Gezegenler ve sabit yıldızlar Dünya’nın etrafında düzenli hızlarla dairesel hareketler yapmaktadır. Batlamyus’un bu modeli Copernicus’un Güneş merkezli modeline kadar Batıda ve İslam dünyasında kabul görmüştür. Eseri Almagest’tir; freskte elinde bir yerküre ile sırtı dönük olarak görülmektedir.

Resimde Batlamyus’un karşısında, Farsçasında ZERDÜŞT’e dönüşmüş olan ZARAHUSTRA SPİTAMA, Batı dillerinde ZOROASTER elinde bir gökküre ile bulunmaktadır. Zoroaster “yıldız tapıcısı”, “yıldızlara sunuda bulunan” anlamına gelmektedir.

Mitolojik bir öykü olmakla birlikte, Zerdüşt’ün yirmi yaşına geldiğinde o yıllık bir süre için inzivaya çekildiği, bu süre içerisinde doğa olaylarını, dünya işlerini, Tanrıyı, yaşamı, iyilik ve kötülüğü, varlık ve yokluğu, insanlığın geleceğini düşünmeye başladığı rivayet edilir. Zerdüşt’ün din kurucusu olduğu yolundaki bilgilere zemin hazırlayan bu rivayetler sonunda; onun Tanrı Ahura Mazda’ya ulaştığı, manen aydınlanıp kutsal kitap Avesta ile yeryüzüne döndüğü; ömrünü MÖ 551-479 yılları arasında bugünkü İran topraklarında tamamladığı varsayılır. Zerdüştlüğe göre Ahıra Mazda evrenin Tanrısıdır. Evrenin amacı yalan ve kötülüğün gerçek tarafından yenilmesidir. Evrendeki maddi ve manevi düzeni düzeni yaratan, doğa yasalarını koyan Ahura Mazda; ışığın ve karanlığın yaratıcısıdır.

Yerel kültürler Zerdüşt’ün en önemli kavramı olan Ahıra Mazda’yı Avesta’ya müdahaleler yoluyla etkisizleştşrmişlerdir. Kadim ilahi figürler Zerdüşt tarafından tamamen reddedilseler de, zamanla tekrar dini düşüncenin bir parçası haline gelmiş; Ahıra Mazda’nın yetki ve hakimiyeti giderek kaybolmuştur. Geniş otlakların tanrısı Mithra, suların tanrıçası Anahita ve benzerleri gibi. Böylece zamanla Avesta metnine dahil olan birçok tanrısal varlık, monoteizm peşinde koşan Zerdüşt’ün aksine, politeist bir yapıya yol açmıştır.

Avesta edebiyatı çerçevesinde Ahıra Mazda’nın yetkilerinin paylaşıldığı, bir kısım alt ilahi varlıkların da tapınılan varlıklara dönüşmesi, Zerdüşt dininin Pers kültürü çerçesinde Mısır’dan Yunanistan’a kadar geniş bir alana nüfuz etmesi hususları Zerdüşt’ün Rafaello’nun Atina Okulu freskin de yer almasının nedeni olsa gerektir.

Avatar
Metin BaşaranDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

istanbul escort

istanbul escort

ankara nakliyat

escort istanbul